çalmak

yere çalmak, vurmak, yenmek

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • çalmak — i, e, ar 1) Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay 2) Vurarak veya sürterek ses çıkartmak Bir yandan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kampana çalmak — gemi, istasyon vb. yerlerde belirli vakitlerde çan çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • klakson çalmak — korna çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nöbet çalmak — belli zamanlarda mızıka çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gönlünü çalmak — kalbini çalmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bakır çalmak — bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boru çalmak — borazan öttürmek Ellerini burunlarına boru çalar gibi götürerek kümeler arasında geçit resmi yapıyorlardı. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bozuk çalmak — argo canı sıkılmış, yüzü asılmış olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalgı çalmak — bir müzik aletini seslendirmek Şu evde ne zaman iki tel çalgı çalsak mahalleli söylemediğini bırakmıyor. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çan çalmak — herkese bildirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.